(Azizler) - Justinus
JUSTİNUS
(100-165)
Justinus Filistin kökenlidir, Naplusa’ da (eski Sichem), Samiriye’ de doğmuştur. Ataları Yunanlı muhacirlerdir. Bu durum, bir Grek formasyonuna sahip olmasını açıklamaktadır. Justinus, Allah1la ilgili gerçeğin peşinde koşan kaygılı bir dindar ruha sahiptir. Büyük filozoflara başvuracaktır. Kentten kente bir çok yolculuk yapmıştır. 135 yılına doğru, Efes’te yaşlı bir Hıristiyan filozofa rastlaması Justinus’ a yeni bir yol açar. Bu gizemli ihtiyar ona şöyle demişti: "Her şeyden önce, aydınlık kapılarının sana açılması için dua et. Çünkü, eğer Allah ve Mesih ona anlamayı bahşetmemişse, kimse göremez ve de anlayamaz" Bunun üzerine Justinus, tereddüt etmeksizin, Hıristiyan imanını benimser ve tinsel buluşunu Yahudiler’ e ve paganlara da nakletmek ister. İhtida etmiş bir filozof olan Justinus bütün yaşamı boyunca filozof olarak kalacaktır. Justinus’ la Kilise içinde yeni bir görev, laik bir Hıristiyan filozof görevi doğar.
Justinus Roma’ya yerleşir. 165 yılında, imparator Marcus Aurelius zamanında Justinus, öğrencilerinden altısı ile birlikte tutuklanır. Hıristiyan olduğu için öldürülür.
Justinus bir optimist’tir. Çok açık kafalıdır ve bu durum ona, felsefe ve akıl düzeyinde her türlü karşılaştırmayı serinkanlılıkla kabul etmek imkanını vermektedir. Justinus bir tarih teolojisinin temellerini atmaktadır. Fakat Justinus’ un en kişisel teolojik özelliği, kuşkusuz onun, Allah’ın Kelam’ı üzerindeki öğretisidir. Justinus’ a göre, Allah’ın Kelam’ı bilginin kaynağıdır. Fakat Allah’ın Kelamı aynı zamanda bilginin konusudur. Çünkü Allah’ı açıklayan, Allah’ın Kelam’ıdır.
+
(Justinus. 1.Apoloji.66-67)
Paskalya Devresi, 3. Pazar
Bende kalın, ben de sizde kalayım. Ben asmayım, siz çubuklarsınız.
Öğrettiğimiz şeylerin gerçek olduğuna inanandan, günahların affı ve yeniden doğuş için tayin edilen vaftizle arınmayandan ve sonradan Mesih’in öğrettiği şekilde yaşayandan başkası Kutsal Ekmek gizini paylaşmaya hak iddia edemez.
Nitekim biz Kurtarıcımız Isa Mesih’in, Tanrı Söz’ünün aracılığı ile insan olduğuna inanıyoruz. Kurtuluşumuz için etten ve kandan bir insan oldu. Aynı şekilde inanıyoruz ki, O’nun söylediği aynı sözcüklerle, lütuf kazanan ve değişime uğrayıp, bedenlerimizi ve kanımızı besleyen o gıda, insan olan İsa’nın eti ve kanıdır.
Havariler, bize bıraktıkları ve İncil adını alan anılarında, İsa’nın öyle buyurduğunu bildirdiler: Ekmeği alıp şükrettikten sonra şöyle dedi: "Bunu beni anarak yapın. Bu bedenimdir." Aynı şekilde kaseyi aldı, şükretti ve dedi ki: "bu benim kanımdır" ve yalnızca onlara verdi.
O zamandan beri toplantılarımızda, daima o olayı anımsıyoruz. Herhangi bir şeye sahip olan birimiz, muhtaç olanlara yardımda bulunur ve daima birlikte oluruz. Beslendiğimiz her şey için, Oğlu İsa’nın ve Kutsal Ruh’un aracılığı ile evrenin Yaratıcısını kutsuyoruz.
Güneş adını alan günde toplantı yapılır. Kentte ya da köyde yaşayanlar aynı yerde bir araya gelirler ve Havarilerin anılan, veya zaman yeterli ise, Peygamberlerin metinleri okunur.
Sonra ise okur okumasını bitirdiğinde toplantıyı yöneten, bu denli güzel davranışları izlemeyi öneren ve yüreklendiren bir konuşma yapar.
Bundan sonra hepimiz ayağa kalkıp dua ederiz ve dualar sona erdiğinde, ekmek, şarap ve su getirilir. 0 zaman, toplantıyı yöneten tüm coşkunluğu ile övgü ve şükran duasını okur ve halk "Amin!" diye seslenir. Nihayet şükran konusu olan öğeler hazır bulunanlar arasında dağıtılıp paylaşılır ve diyakozların eli ile katılamayanlara gönderilir.
Sonunda ise, imkanı olanlar, istedikleri halde, istedikleri miktarda bağışta bulunurlar. Toplanılanlar yönetene teslim edilir ve o öksüzlere, dullara, hastalıktan veya başka nedenden dolayı muhtaç olanlara ve hapiste yatanlara ve başka yerden gelen hacılara yardım eder. Özetle, tüm muhtaç olanlarla ilgilenir.
Güneşin gününde bir arada toplanırız; çünkü bu Tanrı’nın, karanlıkları ve kaos’u koyarak, dünyayı kurduğu ilk gündür ve aynı günde Kurtarıcımız Isa Mesih ölülerin arasından dirilmiştir. Nitekim Satürn gününden bir gün önce O’nu çarmıha çektiler. O, aynı günün ertesinde, yani Güneş gününde, Havarilere ve öğrencilere göründüğünde size, ciddi şekilde göz önüne almanız için, ilettiğimiz şeyleri öğretti.
+
(Justinus, I. Apoloji, 61)
Paskalya Devresi, 3. Çarşamba
Hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara doldurmaz; yeni şarap yeni tulumlara doldurulur.
Mesih’in aracılığı ile yenilenen bizlerin, kendimizi Tanrı’ya nasıl adadığımızı anlatacağız. Kesinliğe varmış olup, tarafımızdan öğretilen ve beyan edilen gerçeklere inananlar ve bunlara uygun şekilde yaşamaya söz vermiş olanlar, dua etmeye ve Tanrı’dan günahlarının affını dilemeye yönlendirirler. Biz onlara, dualarla birlikte, oruç tutmayı da öğretiyoruz; fakat biz de, onlarla tam bir birlik içinde, dua edip oruç tutuyoruz.
Sonra ise onları suyun kaynağına götürüyoruz; Çünkü orada, bizim de yeniden doğduğumuz gibi, yeniden doğarlar. Çünkü o zaman, Yaratıcı ve her şeyin Rabbi Tanrı’nın, Kurtarıcımız Isa Mesih’in ve Kutsal Ruh’un adına, su ile arınırlar.
Nitekim İsa şöyle demiştin "Yeniden doğmazsanız, göklerin egemenliğine giremezsiniz" (Mt. 18, 3). Açıktır ki sorun yeniden anne bağrına dönmek değildir, çünkü sözünü ettiğimiz doğuş tinseldir.
Peygamber İşaya, günah işleyip tövbe edenlerin günahlarından nasıl kurtulduklarını açıklamıştır: "Yıkanın, arının, kötülüğü ruhlarınızdan çıkartın. İyilik yapmayı öğrenin, öksüzün hakkını verin, dulun hakkını savunun. Hadi, gelin tartışalım" der Rab. "Günahlarınız kızıl renkte olsa bile ben onları kar gibi beyazlatacağım. Oysa kulak asmazsanız, kılıç sizi yiyip bitirecek, çünkü Rabbin ağzı konuştu" (İşaya 1,16-20).
Bu öğretiyi Havarilerden aldık. İlk doğuşumuzda, doğal bir içgüdü ve bilinçsiz bir şekilde, anne babalarımız tarafından dünyaya getirildik. Artık basit doğanın ve cehaletin değil de, bilinçli bir seçimin çocukları olmak istiyoruz. Bunun içindir ki, yeniden doğmak isteyen ve günahlarından tövbe edenin üzerinde dünyanın Yaratıcısı ve Rabbi olan Tanrı’nın adı okunur. Vaftiz edilmek üzere suya getirilenin üzerinde yalnızca bu adı çağırıyoruz.
Arınmaya aydınlatma deniliyor, çünkü anımsatılan gerçekleri öğrenenler akıllarında aydınlanırlar. Aydınlanmış olan aynı zamanda arınmış olur. Pontius Pilatus’ un yönetiminde çarmıha çekilen İsa Mesih adına aydınlatılmış ve arındırmış olur. Peygamberlerin aracılığı ile Isa ile ilgili her şeyi önceden bildiren Kutsal Ruh adına aydınlatılmış ve arındırmış olur.
