(Azizler) - Hippolitus

HİPPOLİTUS

(+ 235)

Hippolitus’ un hayat hikayesi iyi bilinmemektedir. Bilindiği kadarıyla Hippolitus, doktrinal nedenlerle Roma episkoposlarından ayrılmıştı. İmparator Maximinus zamanında, mezalim sırasında, Sardunya madenlerine gönderilmiştir. Burada kendisi gibi sürgünde bulunan Papa Pontianus ile tanışmış ve onunla dost olmuştur. Ölümlerinden önce her ikisi de cemaatlerinden birliği sağlamalarını istemişlerdir. Her ikisi de Roma’ya gömülmüş ve din şehitleri olarak saygı görmüşlerdir.

 

 

(Hippolitus, Tüm Sapkınlıkların Çürütülmesi adlı kitabından, 10,33-34)

Noel’den Sonra, 30 Aralık

Biz Tanrı’nın Sözü’ne inanıyoruz. İnancımız anlamsız laflara ya da ani ve düzensiz duygulara dayanmıyor; iyi hazırlanmış konuşmalara da kanmayız, biz Tanrı gücünün sözlerine inanıyoruz.

Biz Tanrı’nın Sözü’ne inanıyoruz. İmanımız anlamsız laflara, ani ve düzensiz duygulara dayanmıyor. İyi hazırlanmış konuşmalara da kanmayız, biz Tanrı gücünün sözlerine inanıyoruz.

Tanrı bunları O’nun Sözüne emrediyordu. Söz bunları sözcüklerle ifade ediyordu, insanı itaatsizliğinden uzaklaştırmak için. Bir efendinin kölelerine yaptığı gibi ona hükmetmiyordu, onu özgür ve sorumlu bir karara davet ediyordu.

Peder bu Söz’ünü dünyaya en son zamanda gönderdi. Çünkü artık, Peygamberlerin aracılığı ile konuşmasını, karanlık ve salt yansımalarla sezilebilen bir şekilde ilan edilmesini istemiyor. görünür şekilde bedeni ile görünmesini arzu ediyordu. Böylece, ona bakan dünya kurtuluşa sahip olabilecekti. Gözünün altında olunca dünya, Peygamberlerin yansıttığı tanrısal bir imgenin karşısında bulunduğunda, duyduğu rahatsızlığı ve korkuyu duymayacaktı; ne de meleklerin aracılığı ile varolup belirtildiğinde, şaşkınlığa kapılmayacaktı. Artık konuşan Tanrı’nın karşısında bulunduğunu fark edecekti.

Söz’ün, Meryem Ana’da ölümlü bir beden aldığını ve eski insanı yeni bir yaradılışın yeniliği ile değiştirdiğini biliyoruz. Kendini bizim tözümüzle oluşturduğunu biliyoruz. Şayet bizim doğamızdan olmasaydı, öğretmen olan kendisini izlememizi boşuna emretmiş olurdu. İnsan olarak değişik bir doğadan ise, neden güçsüzlük içinde doğmuş olan bana kendisine benzememi emrediyor? Ve kendi nasıl iyi ve adil olabiliyor?

Gerçekten, bizden ayrı sayılmaması için yorgunluğa kutlandı, açlığı istedi, susuzluğu reddetmedi, istirahat edebilmek için uyumayı kabul etti, acılara karşı isyan etmedi, kendini ölüme teslim etti ve dirilişte kendini açıkladı. Tüm bu tarzlarda ilk ürün olarak kendi doğasını sundu ki, acı çekerken güçsüzlük çekmeyesin, fakat insan olduğunu kabul ederek, Peder’in Oğluna sunduklarını kendin için de bekleyesin.

Gerçek Tanrı’yı tanıdığında ruhunla birlikte, ölümsüz ve bozulmayan bir bedene sahip olacaksın, göklerin krallığını kazanacaksın. Çünkü bu dünyadaki yaşamda, göklerin kralını ve Rabbini tanıdın. Tanrı ile içtenlikli şekilde yaşayacaksın, Mesih ile birlikte mirasçısı olacaksın, arzuların, tutkuların, hatta acıların ve bedensel hastalıkların kölesi olmayacaksın artık, çünkü Tanrı gibi olacaksın. Çünkü insan olmandan dolayı katlandığın acıları Tanrı sana insan olduğun için veriyordu. Fakat sen tanrılaşınca ve ölümsüz olunca, Tanrı kendi ayrıcalıklarını sana bağışlayacağına söz vermişti. Her şeyden üstün Tanrı olan, insanların günahım silmeyi kararlaştıran Mesih eski insanı yeniden yaptı ve başından beri onun kendi imgesi olduğunu söyledi. Sana karşı beslediği sevgiyi bu şekilde gösterdi. Kutsal emirlerine itaat edersen ve iyi olan kendisi gibi iyi olursan, O’na benzer olacak, O’ndan yücelik alacaksın. Yüceliği için seni bir tanrı yapan Tanrı, nimetlerinde cimrilik etmez.

  

 

(Hippolitus, Noetus’un Sapkınlığına Karşı, 9-12)

Noel’ e Hazırlık, 23 Aralık

Bir ilk söz söyleyerek ve ışıktan ışık türeterek kendi Düşüncesini yaradılışa Rab olarak sundu ve yalnızca kendi bildiğini görünebilir kıldı.

Kardeşlerim, Kutsal Kitap’tan başka bir yerden tanımadığımız Tanrı tektir.

O halde bizler tanrısal kitabın bildirdiği her şeyi bilmeli ve bizlere öğrettiklerini öğrenmeliyiz. Peder’e, O’nun inanmamızı istediği şekilde inanmalıyız; Oğlu, O’nun yüceltmemizi istediği şekilde yüceltmeliyiz ve Kutsal Ruh’u, O’nun kabullenmemizi istediği şekilde kabullenmeliyiz.

Tanrısal gerçekleri anlamaya çalışalım, kendi aklımıza göre ya da Tanrı nimetlerini zorlamakla değil de, Kutsal Kitap’ta kendi açıklamak istediği şekil ile.

Tanrı, tam bir yalnızlıkla varoluyordu. Ebediyetini herhangi bir şekilde paylaşan hiç bir şey yoktu. O zaman dünyayı yaratma kararını aldı. Düşündüğü, dilediği ve sözü ile açıkladığı gibi yarattı. Bu yüzden dünya, arzuladığı şekilde varolmaya başladı. Onu tasarladığı gibi gerçekleştirdi. O halde Tanrı tekliği içinde varoluyordu ve onunla birlikte sonsuz olan hiç bir şey yoktu. Tanrı’dan başka varolan yoktu. Yalnızdı, fakat her açıdan tamdı. Akıl bilgi güç ve öneri O’ndaydı. Her şey O’ndaydı ve O, her şey idi. İstediğinde ve istediği ölçüde, önceden saptanan zamanda aracılığı ile her şeyi yarattığı Sözü’nü bize açıkladı.

Mademki, Tanrı Söz’ünü içinde içeriyordu ve bu Söz, yaratılan dünya için erişilmezdi, O, O’nu erişilebilir kıldı. Bir ilk söz söyleyerek ve ışıktan ışık türeterek kendi Düşüncesini Rab olarak yaradılışa sundu ve yalnızca kendi bildiğini, kendisinde gördüğünü ve yaratılan dünya için kesinlikle daha önce görünemez olanı görünebilir kıldı. Bunları açıkladı ki, dünya görebilsin ve böylelikle kurtulabilsin.

Dünyaya gelince Tanrı’nın Oğlu olarak ortaya çıkan Bilgeliktir bu.

Her şey onun aracılığı ile yaratıldı, fakat Peder’den gelen tek O’dur. Sonradan O bir yasayı ve Peygamberleri verdi ve onları Kutsal Ruh’ta konuşturdu ki, Peder’in gücü ile esinlenerek, Peder’in isteğini ve amacını ilan edebilsinler.

Peygamberlerin daha önce söylediklerini, özet olarak yeniden tekrarlayan ve O’nun her şeyin içinde yaratıldığı, Söz’ün olduğunu belirten Yuhanna’ nın dediği gibi Tanrı’nın Sözü bu şekilde açıklandı. Yuhanna şöyle diyor "Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrı’yla birlikteydi ve Söz Tanrı’ydı. Her şey O’nun aracılığıyla yaratıldı, hiç bir şey onsuz var olmadı" (Yuh. 1, 1-3).

Daha sonra şöyle der "O, dünyadaydı, dünya O’nun aracılığıyla var oldu, ama dünya O’nu tanımadı. Kendi yurduna geldi, ama kendi halkı O’nu kabul etmedi" (Yuh. 1,10-11).

 

 

(Hippolitus, Teofanya Üstüne, 2,6-8.10)

Epifanya’ dan Sonra, 8 Ocak

Kutsal Ruh’la ortak olan su budur. Aracılığı ile cennet sulanır, dünya verimli olur, bitkiler büyür ve her canlı yaratık yaşam üretir.

İsa Yahya’ya geldi ve onun tarafından vaftiz edildi. Ne şaşırtıcı bir olay! Tanrı’nın kentini neşelendiren sonsuz ırmak birkaç su damlası ile ıslatılır. Tüm insanlar için yaşam akıtan ve daimi olan zapt edilmez kaynak ince, geçici bir su akıntısına dalıyor.

Her yerde varolan ve hiç bir yerden eksik olmayan O, meleklerin anlayamadıkları ve insanların göremedikleri O, kendi isteği ile vaftiz olmaya yanaşıyor. "Göklerden gelen bir ses de şöyle dedi:

"Sevgili Oğlum budur, O’ndan hoşnudum" (Mt. 3,17).

Sevilen, sevgi üretir ve maddi olmayan ışık erişilmez bir ışığı doğurur. Yusuf un oğlu diye çağrılan ve tanrısal doğada benim tek doğumlum olan budur.

"Sevgili Oğlum budur": sayısız yaratıkları besleyen O, açlığı tanıyor; yorgun olanları güçlendiren O, yorgunluktan kırılıyor; ellerinde her şeyi tutan O, başını koyacak bir yerden yoksundur; her acıyı tedavi eden O, acı çekiyor; dünyaya özgürlüğü bağış eden O, tokatlanıyor; Adem’in böğrünü iyileştiren O, böğründen yaralanıyor.

Fakat, rica ediyorum, bana tüm dikkatinizi verin; yaşam kaynağına dönüp her çarenin kaynağını gözlemek istiyorum.

Ölümsüzlüğün Babası dünyaya Oğlu ve ölümsüz Sözü gönderdi, ve O, insanların arasına geldi, onları suda ve Ruh’ta arıtmak için ve ruhlarında ve bedenlerinde bizi sonsuz yaşamda yeniden türetmek için, yaşam Ruhu’nu bize üfledi ve bozulmaz bir zırhla giydirdi.

Şayet insan ölümsüz olduysa Tanrı gibi olacaktır. Şayet suda ve Kutsal Ruh’ta, vaftizin yeniden türetmesi ile Tanrı oluyorsa, ölülerin dirilmesinden sonra kendisi Mesih’in ortak mirasçısı da oluyor.

Bunun içindir ki, bir haberci gibi ilan ediyorum: Tüm kavimler ve halklar, vaftizin ölümsüzlüğüne gelin. Kutsal Ruh’la ortak olan budur, aracılığı ile cennet sulanır, dünya verimli olur, bitkiler büyür ve her canlı yaratık yaşam üretir ve her şey birkaç sözle ifade etmek için, Mesih’in vaftiz edildiği, Kutsal Ruh’un güvercin şeklinde indiği ve yeniden türetilen insanın aracılığı ile yaşam kazandığı sudur.

İnançla bu yeniden türetme arıtmasına inen, şeytandan vazgeçip Mesih’e katılıyor, düşmanı inkar edip, Mesih’in Tanrı olduğunu kabul ediyor, kölelikten soyunup evlatlığa kabulüne geçiyor, vaftizden güneş gibi parlak ve adalet ışınları saçarak dönüyor. En yüce gerçek bundadır, Tanrı’nın oğlu ve Mesih’in ortak mirasçısı durumuna dönüyor.

Çok kutsal, iyilik veren ve canlandıran Ruh’la birlikte şan ve güç, şimdi ve her zaman, tüm yüzyıllar boyunca O’nun olsun. Amin.