(Azizler) - Aziz Dominik

Aziz Dominik 1170 yılında İspanya'nın Caleruega kasabasında dünyaya geldi. Annesi kısır olduğu için Silos manastırına hac ziyaretine gitmişti ve orada bir rüya gördü. Rüyasında rahminden ağzında meşale taşıyan bir köpek fırlıyordu ve bu köpek yeryüzünü ateşe veriyordu. Bu rüya boşuna değildi çünkü Dominik büyüyünce gerçekten dünyayı Allah'ın kelamıyla tutuşturacaktı. Sonradan kurduğu tarikat "Domini canis" yani "Rabbin köpeği" diye anılır oldu ve bu söz oyunu bile Allah'ın planının bir işaretiydi.

On dört yaşında öğrenim için manastıra gönderildi ve orada altı yıl felsefe dört yıl de ilahiyat okudu. 1191 yılında İspanya kıtlıkla kavrulurken genç Aziz Dominik parasını dağıttı elbiselerini sattı hatta değerli el yazmalarını bile açlara verdi. Şaşkın arkadaşlarına şöyle dedi "İnsanlar açlıktan ölürken ben bu ölü derilerin üzerinde mi çalışayım?" İşte kardeşlerim burada Dominik'in yüreğindeki merhameti görüyoruz çünkü o bilgiyi de kitabı da insan canından daha aşağı gördü.

Yirmi dört yaşında rahip oldu ve Osma katedralinde göreve başladı. Episkopos Diego de Acebo ile birlikte 1203 yılında bir diplomatik göreve çıktı ve dönüş yolunda Katharlara karşı vaaz veren Sistersiyen keşişlerle karşılaştı. Ama bu keşişlerin gösterişli hayat tarzının hiçbir işe yaramadığını gördüler. Dominik ve Diego bunun yerine sadelik ve çilekeşlik yolunu seçtiler ve Fransa'nın güneyinde vaaz vermeye başladılar.

1208 yılında Prouille kilisesinde Dominik'in başına olağanüstü bir şey geldi. Azize Meryem Annemiz kendisine göründü ve elleriyle ona bir tespih verdi. Bu bir insan icadı değildi, bir gelenek değildi, bu doğrudan Göklerin Kraliçesi'nden gelen bir emanetti. Meryem Annemiz kendi eliyle Rosarium duasını Dominik'e teslim etti ve ondan bu duayı bütün dünyaya yaymasını istedi. İşte bugün elimizde tuttuğumuz her tespih o günün hatırasıdır. Papa XI. Pius daha sonra şöyle demiştir ki tespih Dominik tarikatının üzerine kurulduğu temeldir ve başkalarının kurtuluşunu kazanmanın aracıdır. Allah’ın Annesi bir insana inip ona dua öğretiyor ve o insan bu duayı asırlar boyu bütün Hristiyan alemine miras bırakıyor.

Dominik bununla yetinmedi. 1215 yılında altı yoldaşıyla birlikte Toulouse'
da bir eve yerleşti ve yeni bir tarikat kurma fikrini olgunlaştırdı. O dönemin büyüyen şehirlerinin ruhani ihtiyaçlarını görmüştü ve hem eğitime hem adanmışlığa dayanan hem de manast
ır kurallarından daha esnek bir yapı istiyordu. Papa III. Innocent'ten ve ardından Papa IIIHonoriustan onay aldı ve böylece Vaizler Tarikatı yani Dominikenler doğdu.

Aziz Dominik'i tanıyan Cecilia Cesarini onu şöyle hatırlıyordu ince ve orta boylu, yakışıklı yüzlü, kızıl saçlı ve sakallı, güzel gözlü uzun ve zarif elleri olan hoş sesli bir adam. Ancak onun asıl güzelliği bedeninde değil ruhundaydı. Et yemekten kaçınırdı oruç tutardı susma vakitlerine riayet ederdi en kötü barınakları ve en sade giysileri seçerdi kendine bir kere bile yatak lüksü tanımazdı. Yolculuk ederken bile susmaz Allah'ın kelamını anlatır ve dua ederdi. Yağmurda çamurda bile şikayet etmez sadece Allah'a hamd ederdi.

1218 yılında Bologna'ya vardı ve orada tarikatının ilk toplantılarını düzenledi. Yıllarca durmadan gezdi öğretti ve dua etti ta ki bedeni bu ağır yükün altında tükenene dek. 1221 yazında ateşler içinde Bologna'ya son kez ulaştı ve kardeşlerine yerde bir çul üzerine yatırılmasını istedi. Son nefesine kadar yoldaşlarına sevgiyi alçakgönüllülüğü ve yoksulluğu hazine bilmeyi öğütledi ve 6 Ağustos 1221 günü öğle vakti Allah’a kavuştu.

1234 yılında Papa IX. Gregorius onu aziz ilan etti ve bedeninden hatıralar bugün Bologna'daki San Domenico Bazilikası'nda saklanmakta. Aziz Dominik astronomların ve doğa bilimcilerinin koruyucu azizi oldu ve adı bugün bile Dominik Cumhuriyeti gibi coğrafyalarda yaşıyor.

Allah'ın bu sadık kulunun şefaatini dileyelim. Amin.